ORTA ÇAĞ
500-1400
Genellikle “karanlık çağ” olarak ta anılır. Sebebi halkın din baskısı altında ezilmesi, haklarından yoksun bırakılması, kilisenin hegemonyası altında sefil olmaları, katliamlar yaşanması, asılsız iftiralarla insanların hapsedilmesi, katledilmesidir.
MS 476’da Roma İmparatorluğu çöktü. Bölgede büyük ekonomik ve kültürel kaos yaşandı. Buna rağmen o dönemde de sanat üretildi. İlk dönemde grotesk, abartılı görüntüler ve seyredeni irkilten manzara resimleri yapıldı, insanlar ruh hallerini dışa vuruyorlardı.
Güçlenen, ülkelerin yönetimine, ekonomisine, gelirlerine el koyan kilise doğal olarak propaganda yapmak için dini hikayeler ve sahneleri para ödeyerek ressamlara yaptırdılar. Zamanla Vatikan daha da güçlendi, bir tür devletler üstü kimlik edindi ve papalar, kardinaller ülkelerin dış işlerine, iç işlerine karışmaya başladılar. Ülke hükümdarları Roma’daki Papa’ya sormadan ne anlaşma imzalayabiliyor ne savaş yapabiliyorlardı. İncili çoğaltmak için kilise ve manastırlarda yazı ustaları çalıştırdılar. Sayfaların kenarlarına varaklı tezhipler yani süslemeler yapılıyor ve İncil dikkatlice kaligrafi kurallarıyla yazılıyordu. Kilisenin manevi ağırlığını hissetmeleri için kasabalara, köylere, şehirlere nüfus yoğunluğuna göre irili ufaklı kiliseler, katedraller yaptırdılar. Sanatçılara da bu mabetleri resim, heykel, vitraylarla abartılı şekilde süslettiler.
Yine bu dönemde mimaride bir üslup geliştirildi, adına Gotik Mimari Tarz dendi ve kiliseler, katedraller bu tarzın mimari esaslarına göre yapıldı. Paris Notre Dame kilisesi, Köln katedrali, Milano Duomo katedrali mesela Gotik tarzda ihtişamlı yapılardır.
Ama bu dönemdeki en önemli gelişme Kilisenin çöken ve dağılan Avrupa’nın belini doğrultmak için yapay bir sebep icat etmesidir.
Dini amaç görüntüsü altında papazlar Avrupa’nın iflas etmiş halklarına, hükümdarlarına Doğunun zenginliklerini ele geçirmek için toplanmalarını, Din Ordusu-Haçlı Ordusu kurmalarını, kutsal emanetlerin olduğu Kudüs’e doğru sefere çıkmalarını, ilk duraklarının da Hristiyan fakat Katolik olmadıkları için düşman kabul ettikleri Bizans olmasını telkin etmişlerdir.
Toplam 12 büyük, karma sefer düzenlediler, asırlar sürdü. Bizans ve Kudüs yolunda önlerine çıkan her yerleşim birimine saldırdılar, insanları katlettiler, servetlerini çaldılar. Tüm bu saldırılarını ve Orta Doğuda taş taş üstünde bırakmadıkları ülkeleri istila etmelerini, yerel halkın zenginliklerini gasp edip Avrupa’ya taşımalarını, yerel halkın ırzına geçmelerini, onları köle yapmalarını, satmalarını Avrupa’ya farklı bir senaryo şeklinde sundular, bunlardan hiç bahsetmediler. Dinimizi korumak için yaptık, kutsal emanetlerimizi kurtardık şeklinde gururla anlattılar.
Planlandığı gibi başta Bizans çökertildi, yağmalandı, sanatsal ne buldularsa koparıp arabalara, gemilere yüklediler, başta İtalya olmak üzere Batıya taşıdılar. Eşyalar yetmedi, doğulu matematikçileri, filozofları, bilim adamlarını, sanatkarları da Batıya taşıdılar. Roma İmparatoru Konstantin tarafından Doğu Roma İmparatorluğu olarak kurulan, büyük maddi ve kültürel zenginliğe sahip olan Bizans ve Başşehri Konstantinopolis Avrupalı Katolik Hristiyanlar tarafından harabeye döndürüldü. Arap ülkeleri, Afrika ülkeleri Haçlılar adı verilen bu ordular tarafından darmadağın edildiler, yakıldılar, yıkıldılar. Hazineleri yağmalandı.
Çağımızda haklarında kahramanlık filmleri yapılan şövalyelerin görevi de öncelikle bu istilalarda görev almaktı. Daha sonra yüzyıllarca sömürgeleri yaptıkları ülkelerde hükümdarlıklarını ve zengin doğu ile Avrupa arasında kurdukları ticari faaliyeti korumak ve yine batılı tüccarları doğulu eşkıyalardan korumak bahanesi ile bu Şövalyeler Kilise ve Tüccarlardan maaş aldılar, geçenlerden vergi topladılar, Avrupa-Kudüs arasındaki yolların üzerinde şatolar inşa ettiler, tüccarlara hanlar yaptılar, işlettiler, karakollar yaptılar ve tehlikeli bölgelerde konvoylara eşlik ettiler. Resmi görüntülerinin arkasında yoldan gelen geçenden haraç toplayarak yüzyıllar içinde servetlerini büyüttüler, gizli örgüt haline dönüştüler.
Bir an geldi artık yoruldular, bıktılar, evlerini özlediler, bu arada Araplar da yeni ordular kurmuşlar ve karşı hücumlarda bulunuyorlardı, dönüyoruz dediler, yağmaladıklarıyla evlerine döndüklerinde ise getirdikleri paralarla toprak ağası oldular, köylere bey oldular, Şatolar kurdular, Derebey oldular.
Türklerin 1453 yılında Bizans başkenti Konstantinopolis’i ele geçirmelerinin Dünya için büyük bir tarihi olay olması nedeniyle bilim adamları bu tarihi bir çağın (Orta Çağ) bitip bir diğerinin (Yeni Çağ) başlama yılı olarak ilan ettiler.
Peki Orta Çağ’da sanat adına neler üretilmiş olabilir. Aslına bakarsanız yağmaladıkları sanatsal eserler o kadar çoktu ki müzeleri doldu taştı, kiliselerinde kullandılar, kütüphaneler yaptılar, matbaanın da bulunmasıyla üretilenler de değişti. Doğudan getirdikleri sanat eserleriyle şehirleri donattılar ve en önemlisi yanlarında getirdikleri örnekler ve sanatçılarla birlikte çalışıp doğulu kreasyonları Batılılaştırdılar.
İncili çoğaltmak için kilise ve manastırlarda yazı ve tezhip ustaları çalışıyordu.
Duomo Katedrali- Milano İtalya






